top of page
.PNG

COLUMNS ARCHIVE 

Newspaper, Magazine and more...

Melis Alphan

Belki içinizde bir müzisyen gizlidir.


Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Prof. Dr. Ozan Evrim Tunca’yı klasik müziğin yaygınlaşması ve daha geniş bir kitle tarafından anlaşılması için yaptığı çalışmalardan tanıyoruz.

 

Evin İlyasoğlu

Kayıtlardaki emekler.


Birikim ve özveriyle hazırlanmış nice CD kaydı masamın üstünde sıralanmış duruyor. Onları dinleyip değerlendirecek ve okurlarımla paylaşacak zamanı ancak bulabildim. Her birisinde özenle seçilmiş yapıtlar büyük emeklerle basıma girmiş. Yeni kurulmuş oda müziği toplulukları, bestecilerimizin eski ya da yepyeni yapıtları, bir keman-piyano ikilisi ve iki triodan söz etmek istiyorum. Aralarında daha önceden ender kaydedilmiş yapıtlar olduğu gibi eskiden beri en çok kaydı yapılmış eserlerin de yeni bir solukla çalınmış yorumları var.
 

Gökçe Uygun

Klasik müzikle tanışmak isteyenlere...


Klasik müzik sever misiniz? Yoksa pek çok insan gibi bu ‘seçkin’ olarak tanımlanan müziğe mesafeli misiniz? Bir klasik eserin nasıl dinlenmesi gerektiğini biliyor musunuz? Bu müzikten gerçekten zevk alabileceğinizi farkında mısınız?

Klasik müzikle tanışma fırsatı bulamamış insanlara bu müziğin gizli kalmış güzelliklerini tanıtmayı kendine misyon edinen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yaylı Çalgılar Anasanat Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Evrim Tunca’ya kulak verin o halde.

Füsun İkikardeş

Müzik yeteneği, zeka ve teknoloji üzerine.


KMüzik yeteneği, zekave teknoloji üzerine Ülkemizin onur listesindeki cevherlerden biri de Ozan Evrim Tunca. Kendisi müzik profesörü! Çocuk yaşta hedefini koymuş: Ya sanatçı ya bilim adamı olacak. Sanatçı olmuş ama bilimi bir kenara atmamış. Neler yapmış neler...

Viyolonsel sanatçısı ve öğretim üyesi Doç.Dr. Ozan Tunca konserlerine slaytlı sunumlar ve çaldığı parçalarla ilgili sunumlar katıyordu. Tarzı beğenilince klasik müziği tanımayanlara özel sunumlar yapması için talep gelmeye başladı. Araştırmaya girişti ve klasik müzikte insanları korkutan, anlaşılmayan, soğuk gelen noktaları bulup çıkardı. Cevapları bir konferansa sonra bir kitaba dönüştürdü. Bugüne kadar 2500 öğrenciye ve bir çok yetişkine klasik müziğin nasıl dinleneceğini anlattı.
Hürriyet, Ayten Serin

 

60 Dakikada Klasik Müzik kitabı tam da ön yargıları ve tedirginlikleri önlemek için yazılmış. Kitap klasik müzik kültürü içinde okuru hızlı bir tura davet ediyor ve sanatçıları, dönemleri tanıtmanın dışında konserde dinleyicinin nasıl giyinmesi gerektiğinden tutun da, nerede alkış patlatması gerektiğine kadar birçok önemli detayla ilgili bilgi veriyor.
Sabah, Olkan Özyurt

 

Klasik müzikle tanışma fırsatı bulamamış insanlara bu müziğin gizli kalmış güzelliklerini tanıtmayı kendine misyon edinen çello sanatçısı Doç. Dr. Ozan Tunca 60 Dakikada Klasik Müzik adlı bir kitap hazırladı. Konu hakkında hiç bilgisi olmayan insanların bile hiç zorlanmadan okuyup anlayabileceği bir kitap olan 60 Dakikada Klasik Müzik, aklınızda oluşabilecek “Klasik müzik ne demektir?”, “Ben neden klasik müzik dinlemeliyim?”, “Bu müzikten gerçekten ben de zevk alabilir miyim?” gibi soruların cevaplarını içeriyor.
Özlem Ertan, Taraf Gazetesi

 

Viyolonsel sanatçısı Doç. Dr. Ozan Tunca, “60 Dakikada Klasik Müzik” adını verdiği CD’li kitabında, bu müzik türünü anlama ve öğrenme imkanı sunuyor. Konsere giderken ne giyileceğinden ne zaman alkışlamak gerektiğine kadar her türlü konuya kitabında yer veren sanatçının amacı, herkese bu müziği sevdirmek. Malum; Klasik Müzik tavuklar rahat yumurtlasın, inekler huzur içinde süt versin diye bestelenmiyor. Yine de “kalsın ben almayayım bana hitap etmiyor” diyorsanız. Ozan Tunca’nın hazırladığı CD-kitaba bakmanızı tavsiye ederiz. Sevebileceğinizi göreceksiniz.
Eyüp Tatlıpınar, Akşam Gazetesi Cumartesi Eki

 

Viyolonsel virtüözü Doç. Dr. Ozan Tunca, klasik kelimesinin toplumdaki ağırlığını eritmek için bir kitap yazdı: “Evde-Arabada-Heryerde-60 Dakikada Klasik Müzik…” Kitabı okuyup CD’sini dinleyenler için kaçış yok; Klasik Batı Müziği ya sevilecek ya sevilecek…
Ülkü Özel Akagündüz, Zaman Gazetesi Cumaertesi Eki

 

Klasik müzik uzakta bir şehir mi? Neden klasik müzik bize bu kadar uzak? Klasik müzik hakkında bir şey bilmiyoruz. İnsan bilmediği bir şeyi sevebilir mi? Ozan Tunca’nın yazdığı ‘Evde-Arabada-Heryerde 60 Dakikada Klasik Müzik’ adlı kitapta tüm bunların cevabını bulabilirsiniz.
Görkem Yeltan, Radikal Gazetesi Kitap Eki

 

60 Dakikada Klasik Müzik, Klasik Batı Müziğini anlattığı gibi vereceği haz konusunda da iddialı. Kitap, iyi bir klasik müzik dinleyicisi olabilmek için sadece 60 dakika ayırmanın yeterli olduğunu savunuyor.
Arzu Haksun Güvenilir, Radikal Gazetesi Kitap Eki

 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi, viyolonselci Doç. Dr. Ozan Tunca’nın bugüne dek verdiği, her biri 60 dakika süren konferanslardan doğan bu CD-Kitap, klasik müzik hakkında kısa, kolay ve ihtiyaç duyulan faydalı bilgiler vererek bu müzikle küçükten büyüğe herkesin tanışmasını amaçlıyor.
Andante Dergisi

 

Bu kitap 60 dakikada klasik müziği sevdiriyor. Klasik müziği ‘kapı gıcırtısı’ olarak nitelendiriyor ve ilgilenmiyorsanız Doç. Dr. Ozan Tunca’nın 60 Dakikada Klasik Müzik adlı kitabına bir göz atın. Daha iyi anlamak ve müzikten zevk almak için çeşitli önerilerde bulunan Tunca “Klasik müziğe adım atmak isteyenlerin yüreğinde bir pencere açılacak” diyor.
Soner Can, Star Gazetesi Cumartesi Eki

 

Dilerim ki bu güzel çalışmanıza tanık olan bir köy çocuğu da yıllar sonra sizin kadar başarılı bir sanatçı olarak sizi onurlandırır.
Berna İleri, İzmir

Kitabınız ve dolayısıyla cd ile büyük bir destek aldım sizden… İlköğretim okullarında müzik dersi haftada 1 ders, yani 40 dakika…Müzik gibi bir okyanustan sadece damlalar verebiliyorum onlara. Her dersimde 15 dakikayı kitabınıza ayırıyoruz…
Özlem Oğus, Sarıyer Mehmet Akif İÖO, Uzm. Müzik Öğr.

 

"60 dakikada klasik müzik"i dün akşam aldım, bugün de dinledim. Çok güzel bir çalışma olmuş, seni kutluyorum. Canlı, coşkulu, öğretici olmanın yanı sıra kuru olmaktan , gereksiz bilgilerle genç dinleyiciyi sıkmaktan uzak kalmış, sevimli, 60 dakikanın sonunda dinleyiciyi o eserleri tekrar, yepyeni bir kulakla dinlemeye yönlendiren bir çalışma. Bana, son zamanlarda Fransa'da büyük başarılar kazanan, aynı tür programlar yapan, öğretici kitaplar yazan Jean-François Ziegel'i düşündürdü. Fransa gibi  "gelişmiş", hiç olmazsa klasik müzik açısından bizim çok ötemizde bir ülkede bile, gençler "klasik müzik"ten bucak bucak kaçıyor, rock'a, pop'a, rap'a...günlük, yaşamlarında baş yeri veriyorlar. İşte Ziegel de, senin ülkemizde yaptığın gibi, gençleri, hatta yaşlıları da, klasik müziğin (senin deyişinle) "muhteşem hazine"sini tanımaya çağırıyor. Bin defa kutluyorum seni, bu kitabın ve CD'nin milyonlarca gence, yüzlerce okula ulaşmasını diliyorum.
Üner Birkan
 

Merhaba. Sizi ilk kez dinleme fırsatını Yunus Emre Kültür Merkezinde (Pendik) vermiş olduğunuz konserde buldum.Hiç klasik müzik dinlememiş biri olarak tek kelime ile siz ve arkadaşlarınız mükemmeldiniz.Bugüne kadar grubunuzu duymadığım için kendimi çok yarım ve cahil hissettim.Yüreğinize ve emeğinize sağlık ,müzik ziyafeti için çok teşekkürler…

Mine Öztürk 
 

Merhaba. Konser başlangıcında yaptığınız konuşmada; uzun süre, detaylı ve özveriyle yaptığınızı söylediğiniz çalışmalar neticesinde hazırladığınız eserlerin, bir çırıpıda icrasından sonra, yok olup gitmesinden yakındınız. Ve bu yolla neden aynı anda bir resim yapıldığını açıkladınız. Ressamın ezgilerinizden etkilenerek ortaya çıkardığı tablo, sizin yitmesinden endişe duyduğunuz hislerin kalıcı,somut halini oluşturduğunu düşünüyorsunuz.

Yaptığınız açıklamadan bunu anladım ve bazı sorular aklıma geldi.

1.Enstrumanınızdan çıkan tınılar nasıl “yok” olabilir? İcra anında zamanın durduğunu hissetmez miyiz? Zamanı durdurduğunuz o anlarda, yaşadığımız haz nasıl kaybolabilir? Aşık olduğumuz insanın içimizdeki bakışı, yok olup gider mi? Ya da kokusu.

2.Hayatın anlardan oluştuğunu düşünürüm. Bir parçayı çaldığınızda çıkan “ses” de sadece o an için değil midir?

Belki, sadece yapmak istediğiniz, sevgilinizin bir fotoğrafını saklamaktır. Ancak bu yalnızca ikiniz için olur. Oysa herkes aynı kişiye aşık olmaz. Amaç bu ise, başka.

3.İcra esnasında, önce ve sonra yapılanlar “özgürlüğümüzü” kısıtlamıyor mu?  Alkıştan, resim yapmaya, parça hakkındaki açıklamalara kadar hepsi, konulan sınırlar değil midir?

4.Özgürlük konusundaki sorunlar, ilerleyen teknoloji sayesinde, konserlerin olabildiğince bireyselleşmesiyle çözülebilir mi?

5.Asıl ölçüt; sanatçının özgürlüğü, dinleyene ne iletmek istediği mi?

Utku Cem
 

Ancak bir tanesini özellikle dinlemekle çok büyük zenginlik kazandığımı düşünüyorum. Prof. Dr. Ozan Evrim Tunca, on yıl ABD’de yüksek lisans ve doktora yaptıktan sonra gelmiş ülkeye, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde göreve başlamış. Yurda döndükten beş yıl sonra “60 Dakikada Klasik Müzik” adını verdiği bir kitap yazmış. Klasik müziği sadece “elit” zümreye ait bir kaynak değil tüm insanlarımızın yararlanabileceği bir hazine olarak ortaya koymaya, insanları bu müzikle tanıştırmaya çalışmayı hedeflemiş. Pek çok konferans vermiş. Kendi de çok genç olan Tunca yaklaşık on yıldır müzik yetenek tespiti ile uğraşıyormuş. Bu konuda bir patenti varmış. Arkadaşlarıyla yeni ve kapsamlı bir test daha geliştiriyorlarmış. Bakanlığın kullanımına da sunacaklarmış bu testi. Amaç, çocukların yeteneklerini küçük yaştan keşfetmek. Meraklısı şu adrese bir bakabilir: http://mytwebapp.azurewebsites.net...
Hoca gençlerden oluşan bir de orkestra kurmuş… 500 çocuk varmış orkestrada: Göztepe İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrası… Onu da YouTube’da izleyebilirsiniz… ABD’de eğitim görüp kapağı oralara atmak için yırtınan bazı gönül fukarası vatandaşlarımız Tunca hocanın hikâyesine keşke bir göz atabilseler…
Ali Saydam

Andante Magazine

bottom of page